30 Kasım 2011 Çarşamba

YENİDOĞAN BEBEĞİN CİLT BAKIMI NASIL OLMALI?

* Yenidoğan bebeklerin cildi çok ince ve hassas olduğu için kolayca zedelenebilir.Ancak cilt bütünlüğünün bozulması bebek için bir enfeksiyon riskidir.Bu nedenle bebeğinizin cildine özen göstermelisiniz.
*Doğumdan sonraki bir-iki gün içinde bebeğinizin cildi kuru bir hal alır ve eklem yerlerindeki deri kıvrımları tahriş olabilir ve çatlayabilir.Bu nedenle allerjik olmayan , pH2ı uygun olan bir losyon ya da süt ile bebeğinizin cildini günde 1-2 kez nemlendirmelisiniz.
*Bebek yağını cilde sürmek, allerjik reaksiyonlara neden olabilir, sadec banyo sırasında ve sulandırılarak kullanılması daha uygundur.
*Herhangi bir kanama ya da enfeksiyon belirtisi gördüğünüzde ve ya göbek bağının belirtilen sürede düşmemesi ya da düştükten sonra kanama olması durumunda mutlaka bir çocuk doktoruna başvurunuz.

29 Kasım 2011 Salı

EMZİREN DÖNEMİNDE BESLENME

Sağlıklı bir anne günde ortalama 700-800ml süt salgılamaktadır.Emzirme döneminde süt salgılanması kadının normal gereksinmesinden daha fazla enerji, protein, vitamin ve mineralleri almasını gerektirir.Emziren annenin salgıladığı sütteki, enerjinin önemli bir kısmı yediklerinden sağlanmaktadır. Emziren anne; ek olarak enerji ve besin öğelerini diyetle alamazsa kendi vücudundan harcar. Bunun sonucu kendi sağlığı bozulur ve yeterince süt veremez. Bu nedenle annenin,bebeğini emzirdiği dönemde kendi beslenmesine de dikkat etmesi gerekmektedir.

Emzirme Döneminde Önerilen Günlük Besin Miktarları ;

Normal bir kadın günlük kalori miktarı 2000-2100 kkalori ise geb buna ek olarak 600-800 kkalori eklemelidir. Süt ve ürünlerinden normal menüye ek olarak 2-3 porsiyon, et ve ürünleri 1 porsiyon, sebze ve meyveye 1 porsiyon, ekmek 1 di,lim, tahıl grubu için 1 porsiyon, yağ için de ekstradan 5 gr fazladan almak yeterlidir.

Beslennme Önerileri:
Emziremn annenin enerji, protein ve kalsiyumdan zengin beslenmesi gerekir. Ayrıca annenin su ihtiyacı da vardır.Çünkü emzirmek vücudun sıvı ihtiyacını arttırır. Anne günde en az 10 su bardağı sıvı almalıdır. Sıvı konusunda en iyi tercih ise sudur.
Kalsiyum yönünden zengin olan süt , yoğurt ve peynir belirtilen miktarlarda  düzenli olarak tüketlmelidir.
*Her gün 1 adet yumurta ve 1 porsiyon etli sebze yemeği veya kuru baklagil yenilmelidir.
*kuru fasulye , nohut, mercimek ve bulgur içeren yemekleri; portakal, mandalina , domates, maydanoz, yeşil biber, taze soğan gibi C vitamini yönünden zengin sebze ve meyvelerle birlikte tüketilmelidir.
* D vitamini besinlerde bulunmaz. Ancak günelşışınlarının doğrudan cilde yansıması ile sağlanır.Bu nedenle emziren anne güneşlenmeye özen göstermelidir.
*Yemeklerde mutlaka iyotlu tuz kullanılmalıdır. Doğal besinlerde yeterince alınamayan iyot, ancak ıyotlutuz kullanımıyla anne sütünden bebeğe geçer.
*Kuru meyveler ve kuru yemişler yoğun enerjileri yanında , demir ve kalsiyum gibi minerallerden de zengindir.Ağırlık kontrolü de yapılarak bu besinler tüketilebilir.
****Bebeğinizi sezeryan yöntemiyle dünyaya getirdiyseniz; İlk birkaç gün anestezi nedeniyle oluşabilecek gaz problemini aza indirgeyebilmek için gaz yapıcı özelliği olan bazı yiyecekler ( karnabahar, lahana, brokoli gibi bazı kış sebzeleri,kurubaaklagiller,çiğ sebze ve meyve , soğuk şakarsiz süt ve yoğurt vb)
diyetinizin dışında kalmalıdır
Tüm emziren anneler, emzirme döneminde gaz oluşumunu önlemek için yemek yeme yöntemine dikkat etmeli; yemeklerini yavaş yemeli ve iyi çiğnemelidirler.Bebek ve annede gaz oluşumunu engellemek adına diyette kısıtlamaya gitmek doğru bir yaklaşım olmayacaktır. 

24 Kasım 2011 Perşembe

HAMİLELİK ÖNCESİ MDİKKAT EDİLECEK NOKTALAR

Anne ya da baba olmak, hayatın akışını değiştirecek büyük bir olaydır. İyi bir hayat kurmak, sağlam bir aile yapısına sahip olmak, bebek için iyi bir başlangıç yapmak için, sağlıklı bir gebelik geçirmek ve olabilecek en sağlıklı bebeği dünyaya getirebilmek önemlidir. Dolayısıyla, hamile kalmadan önce anne ve babanın yapması gerekenleri şöyle sıralayabiliriz:

*Anne ve baba adayları öncelikle bir kadın doğumcuya giderek neler yapmaları gerektiği konusunda bilgi almalı ve doktorun önerdiği testleri yaptırmalıdır.
*Anne adayları hamilelik boyunca dişleriyle ilgili bir problem yaşamamaları için diş hekimine kontrole gitmelidir.
*Anne ve baba adayları alkol ve sigara kullanmamalıdır. Annenin sigara ya da alkol kullanması bebekte ağır hasarlara yol açarken babanın kullanması sperm kalitesini etkilemektedir.
*Bebek planlayan bütün anne baba adayları, AIDS hastalığının etkeni olan HIV için test edilmelidir.
*Hamilelik süresince az problem yaşamak ve doğum sonrasında eski kiloya daha çabuk dönmek için, hamile kalmadan önce annenin kilosu normal sınırlarda olmalıdır.
*Anne ve baba adayları bebekle ilgili herhangi bir şüphe ya da endişe hissediyorlarsa uzmanlara danışmaktan çekinmemelidir.
*Hamilelik öncesi dengeli beslenmeye dikkat edilmeli, tek yönlü beslenmeden kaçınılmalı, diyet yapılmamalı ve bol su içilmelidir.
*Doktor önerisi olmadan hiç bir ilaç ya da madde kullanılmamalıdır.
*Anne adayı kahve içmemeli, eğer çok içiyorsa ve bırakamıyorsa mümkün olduğunca azaltmalıdır.
*Anne adayında eğer kansızlık (anemi) varsa hamile kalmadan önce tedavi edilmelidir. Hamilelik sırasında demir açığı daha da artabileceği için kansızlık daha da derinleşebilir.
*Doktorun da tavsiyesi doğrultusunda gebelik öncesi 3 ay folik asit kullanılmalıdır. Folik asit vitamini omurilik ile ilgili doğumsal sakatlıklara engel olmaktadır.
*Hamilelik öncesinde anne adayının yüksek tansiyon problemi varsa kontrol altına alınmalıdır. Yüksek tansiyonun hamilelikte pek çok olumsuz etkisi olduğundan bu tür hastalar hamilelik boyunca yakından takip edilmelidir.
*Evcil hayvan besleniyorsa onların aşıları ve bakımları yaptırılmalıdır.
*Anne ve baba adayının işinde radyasyon, kimyasallar, kurşun ya da anestetik maddelere maruz kalma söz konusu ise bu hem hamile kalma şansını azaltır hem de bebeği riske sokmaktadır.
*Anne adayı mutlaka düzenli olarak egzersiz yapmaya gayret etmelidir.
*Hamilelik öncesinde ve hamilelik döneminde suni tatlandırıcılar ve bunları içeren gıda maddelerinin kullanımı sakıncalıdır.
*Günde en az birkaç bardak süt içerek (aynı ölçülerde yoğurt/peynir gibi diğer süt ürünlerinden tüketerek) anne adayı kalsiyum eksikliğini giderebilir. Böylece yeteri oranda kalsiyum depolanmış olur.
*Kızamıkçık (rubella) hastalığı bebeğin iç organlarında bozukluklara neden olduğundan, anne adayı hamilelik öncesi bu hastalığa karşı bağışıklığı olup olmadığını bir kan testi ile öğrenmelidir. Kan testi hamilelikten en az 3 ay önce yaptırılmalıdır.
*Hamilelik öncesinde çiftlerin stresten mümkün olduğu kadar uzak kalması ve yeterince dinlenmesi gerekir.
*Şekeri yüksek olduğu sırada hamile kalan kadınların çocuklarında doğumsal sakatlık riski önemli ölçüde artar. Bu yüzden hamile kalmayı planlayan şeker hastası anne, doktor kontrolünde ilaçlarına devam etmelidir.
*Anne adayı aşırı kiloluysa hem hamile kalması zorlaşır hem de hamilelik sırasında çeşitli komplikasyonlara neden olur. Bu nedenle hamilelik öncesi, doktorla uygun bir diyet uygulamak gereklidir.

Anne adayı hamile kalmadan önce herhangi bir kronik hastalığı varsa ya da uzun süreli bir tedavi gerektiren bir durumdaysa doktora danışmalıdır. Diyabet, astım, sara, epilepsi ve tiroid, kalp, böbrek ve ciğer hastalıkları hamilelik süresince düzenli olarak sağlık kontrolünde olmayı gerektiren durumlardır.
*Bebek planlayan bütün anne baba adayları alkol almamalıdır. Aşırı alkol tüketimi, üreme yetisine zarar vermektedir.
*Hamilelik öncesi, sarılık etkenlerinden biri olan Hepatit virüsü taşıyan anne adaylarının tespiti de önemlidir. Zira doğum sonrası bu annelerin bebeklerinin aşılanması hastalığın geçişini önleyecektir.
*Anne ve baba adayının hamilelik öncesinde kan gruplarının bilinmesi, eğer bir kan uyuşmazlığı söz konusu ise hamileliğin özel olarak takip edilmesi, anneye doğumdan önce gerekli aşının yapılması bir sonraki hamilelikte tehlikeyi önlemektedir.
*Hamilelik öncesinde anne ve babada olabilecek kalıtımsal hastalıkların tespiti, doğacak çocukta da bu hastalığın görülme olasılığını tespit etme açısından çok önemlidir

22 Kasım 2011 Salı

DOĞUM PLANI NELERİ İÇERMELİDİR? NE YARARI VARDIR?

Günümüzde anne ve baba adaylarının bilinçlenmeleri ve bilgiye ulaşmak gittikçe kolaylaştı.Doğum yapacak bir anne adayı da doğum anında ve sonrasında neler yapılması , neler yapılmamasını önceden planlaması işleri daha da kolaylaştıracaktır. Bunun için de önceden hazırldığımız bir doğum planı çok işimize yarayacaktır. Özellikle doğal doğum yapmayı istiyorsanız bu planın işlevi daha da önem kazanacaktır.
Doğum yapmış ve yıllardır eğitim veren biri olarak, isteklerinizi , beklentilerinizi önceden doktorunuz ile konuşmanın çok yararlı olduğunu söyleyebilirim. Doğum yapacağınız hastaneyi belirledikten sonra , odaları önceden görmek, doktorunuz dışındaki diğer sağlık ekibiyle önceden tanışmak, doğum sırasında nasıl işleyiş bunu öğrenmek çok önemli. Bunları öğrendikten sonra kendinizin beklentileri göz önüne alarak doğum planı oluşturabilirsiniz.Planınızı oluşturduktan sonra bunu doktorunuz ve doğum yapacağınız hastanedeki hemşirelerle paylaşmanızı öneririm.

Bir doğum planın da ;

*Daha önceden bir doğuma hazırlık eğitimi alıp-almadığınızdan bahsedebilirsiniz. Başınıza neler geleceğini ve neler yapmanız gerektiğini bildiğiniz belirtin.
*Doğum esnasinde yanınızda eşiniz mi, bir doğum koçumu yada anneniz mi bulunacak?
*Doğum esnasında hastane personeli odanıza ne sıklıkla girsin?
*Odanızı nasıl düzenlemek istersiniz . Hafif müzik, loş ışık, belki kapıya ''ziyaretçi yasak'' diye bir yazı asılması..
*Suni sancı ile ilgili düşünceleriniz nedir?
*nst bağlama sıklığı nedir?damar yolu açamk yada serum vermek ne kadar gerekli?Su içebiliyor musunuz?
*Hareket özgürlüğünüzün olması, mümkün oldukça yürümek, eşinizin masaj yapması gibi durumlara izin verilmesi,
*Doğum ağrıları sırasında ağrıyı önlemek için yapılan epidural anestezi hakkındaki düşünceleriniz nedir?
*Epizyotomi hakıkındaki düşünceniz nedir?
*Bebeğiniz doğar-doğmaz sağlığı ile ilgili sorun yoksa bebeği hemen anneye verilmesi,iLk emzirmeyi hemen yapmak istediğinizi ,
*Eşinz bebeğin göbek bağını kesmek istiyorsa, bunu planınızda belirtin.
*Doğum sonrasında çocuk doktorunun muayenesi biter- bitmez bebeğin  sizin yanına getirilmesi
*Bebek odasında biberonla anne sütü dışında bir sıvı verilmemesi, emzik verilmemesi.
*Bebeğin anne ile aynı odada kalması..

Bu başlıklar altında kendinize en uygun maddelerde ekleyerek bir plan oluştıumak , hastane ve doktorunuzla bunu paylaşmak çok önemli.
Bu planınızın içine doğum fotoğrafçısı hakkında maddelerde ekleyebilirisiniz. Hastanelerin bu konu hakkında da çeşitli yaptırımları olabilir. Bu konuyu önceden konuşursanız, sonradan hayal kırıklığı yaşamazsınız.

Herhangi bir nedenle sezeryan ile bebeğinizi doğurursanız  beklentilerinizi bu plana ekleyebilirsiniz.Sezeryan olacaksanız genel ya da epidural anesteziden hangisini tercih edersiniz,sezeryan doğum esnasında eşinizi yanınızda istiyor musunuz?gibi soruların cevaplarını da  yedek plan olarak ana planınıza ek olarak hazırlayın..

21 Kasım 2011 Pazartesi

ALTUĞ ARTIK İNEK SÜTÜ İÇİYOR!!

Altuğ, yaklaşık 10 gündür inek sütü içiyor. Şimdiye kadar devam süt veriyordum. Ama artık22 aylık ..O nedenle de inek sütüne başladım. Fakat inek sütüne başlayınca da pastörize mi UHT mi yoksa çiğ süt mü diye birkaç alternatifin içinden hangisi diye düşünmeye başladım. Anne olunca anladım adlı site de bulduğum yazıyı sizlerle de paylaşıyorum.
Sonunda en son verdiğim karar günlük süt oldu. Çiğ süt tercihim aslında . Ama güvenirlilik, kafamı karıştırıyor. O nedenle Sütaş veya Sek marka günlük süt veriyorum, Altuğ paşaya...


Uzun ömürlü süt ile günlük süt arasındaki fark!


Bu aralar çok sıklıkla aldığım sorulardan birini sizinle paylaşmak istedim. Her şeyden önce sütü asla çiğ olarak tüketmemeliyiz. Sokak sütleri veya varsa bizim kendi hayvanımızdan sağdığımız sütler insan sağlığına çok ciddi zararlar verebilecek mikroorganizmalar içerebilirler. Hele ki sağım, saklama ve satış koşulları sağlığa ve standartlara uygun değilse durum daha da vahimdir.

Günlük sütler, çiğ sütün doğal ve biyolojik özelliklerine zarar vermeden 63 °C de 30 dakika veya 72 °C de 15 saniye ısıl işleme tabi tutulup ardından aniden soğutularak üretilirler. Bu işleme “pastörizasyon” denilir ve amacı patojenik bakterileri öldürmek veya etkisiz hale getirmektir. Pastörizasyon ile sütteki toplam canlı bakteri sayısı önemli ölçüde azalmakta ancak, sıfırlanmamaktadır. Ayrıca bu işlem sırasında mikroorganizmaların bir kısmı yaralanmakta ve uygun ortam oluştuğunda kendilerini yenileyerek üremeye devam etmektedirler. Bu nedenlerden ötürü sütün depolanması sırasında “microbial üreme” görülebilir. Uygun depolama koşullarında saklandığında günlük sütün (pastörize sütün) ömrü birkaç gün ile sınırlıdır. Her bakterinin üreme koşulları diğerinden farklıdır, ancak çoğu bakteri buzdolabı sıcaklığı olan 5 °C de üreyemez. Bu nedenle pastörize sütleri açılmadan önce de, sonrasında da buzdolabında saklamalıyız.

Uzun ömürlü sütlerin üretiminde değişik teknikler kullanılır. En yaygın olan UHT (ultra yüksek sıcaklık) yöntemde süt, en az 135 oC’de 1 saniye, sürekli akış altında ısıl işleme tabi tutulur. Bir diğer yöntem de ise süt en az 115 oC’de 13 dakika veya 121 oC’de 3 dakika gibi uygun zaman sıcaklık kombinasyonunda, ısıl işleme maruz bırakılır. Süt ısıl işlemin hemen ardından ani soğutmaya tabi tutulur. Her iki yöntemin de hedefi sütün içindeki bütün mikroorganizmaları ve sporlarını yok etmektir. Bir başka deyişle “steril” bir ürün elde etmektir. Bu sütler aseptik şartlarda doldurulan karton kutularda piyasaya sunulurlar. Bu tekniklerle üretilen ürünlerin raf ömrü uzun olur. Mikrobiyolojik açıdan bir risk taşımazlar ve açılmadıkları taktirde son kullanma tarihine kadar oda sıcaklığında saklanabilirler. Bu ürünler çevreden gelebilecek mikroorganizmaların etkisiyle bozulabileceğinden, açıldıktan sonra pastörize sütlerde de olduğu gibi buzdolabında saklanmalıdırlar.
Sütlerin standartları yasalarla belirlenmiştir. Bilimsel gerçekler gözönüne alınarak hazırlanan yasalar çerçevesinde üretim yapıldığı taktirde, her iki teknikle üretilen sütler önemli besin kaynaklarıdır.
http://www.anneoluncaanladim.com/yazarlar/17/sibel-ozilgen/844/uzun-omurlu-sut-ile-gunluk-sut-arasindaki-fark

İLK GÜNLERDE EMZİRMEDE DİKKAT EDİLECEKLER:

*Bebeğinizin hep yanınızda tutarsanız, onun işaretlerini daha çabuk öğrenirsiniz.
*Bebeğiniz ne kadar sık sizi emmek isterse , o kadar sık emzirmelisiniz.
*Meme veririken şu kural geçerli: dokundurmak,beklemek, yanaştırmak.
*Emzirirken çouğunuzu vücudunuza yakın tutun ve göğsünüzü iyi kavramış olduğuna dikkat edin.
*Emzirme sırasında taraf değiştirin, ama bunu ancak,bebek bir göğüste 15-20 dakika emdikten sonra yapın.
*Değişik emzirme pozisyonlarına bakın.
*Bebeğinize yanlızca meme verin ve emzik , biberon ve göğüs koruyucuları kullanmaktan kaçının,böylece bebeğiniz göğüsteki emme davranışının bozulmasının önüne geçersiniz.
*Bol vücut teması  yoluyla emzirmeyi ve bağlanma sürecini destekleyebilirsiniz.
*Meme uçlarınızın havayla bolca temas etmesine izin verin.
*bebeğinizi ik günlerde günde bir kere tartsanız da daha sonraları hafta da bir kere tartmanız yeterli olacaktır.

GEBELİKTE EMZİRME HAZIRLIĞI

Göğüs ve mem uçlarının emzirmeye dışaru-ıdan bir hazırlığa ihtiyacı yoktur. Meme uçlarında yara oluşmasını önüne geçmek açısınmdan, daha sonrasında doğru emzirme tekniği çok önemlidir.

Teninizin hava ile temas etmesi göğsünüze iyi gelir.Göğüslerinizi sadece su ile yıkmalısınız, sabun ya da krem benzer maddeler kullanmaktan kaçınmalısınız. Krem sürmeyi seviyorsanız, meme ucu ve çevresini krem sürülebn bölgelerden hariç tutun.Bir sütyen takıp takmayacağınıza kendiniz karar vermelisiniz. Ancak takacaksanız tam oturmalıdır.


Emzirme doğal bir olaydır. Ancak bazı küçük etkiler onu sekteye uğratabilir.Bu yüzden, doğum yapacağınız yeri seçerken , doğum ile ilgili ölçütlerin yanı sıra , sonrasında emzirmeye başlangıçta en iyi şekilde desteklenip desteklenmeyeceğini de dikkate almalısınız.Emzirme konusunda iyi uygulamalara sahip hastane ve doğum evlerine, UNICEF ve WHO tarafından ''bebek dostu''unvanı verilir.Bu unvana sahip olan hastaneler emzirmede 10 adıma uymayı tahahüt ederler:

1-Anneler daha gebeliten itibaren emzirmeye hazırlanır.

2-Yenidoğan doğumdan hemen sonra annenin karnı üstüne yatırırlı ve oradan rahatsız edilmeden en az 1-2 saaat kalabilmelidri.Bu süre içinde emzirebilmelidir.

3-Rooming-in ( aynı odada kalma)sistemi garanti edilir,yani anne ile çocuk günün 24 saati birlikte kalabilmeli.

4-Çay, su ya da suni besinler bebeğe rutin de verilmez.

5-Mümkün oldukça biberon ve emzik kullanılmaz. Anne sütü eşdeğeri ürünlerin reklamına izin verilmez.

6-Emzirme çocuğun rutine göre ayarlanmalıdır.

7-Anneye bir süreliğine çocuktan ayrılacak olursa, anne sütünü nasıl pompalaya nasıl başlayacağaı gösterilir.

8-Ana babaya, hastaneden çıktıktan sonra da emzirmeyle ilgili sorunlarda ya da ortaya çıkan problemlerde nereye başvurabilecekleri hakkında bilgi verilmelidir.

9-Anne ve çocuğun bakımında görev alan tüm personele emzirmeyi teşvik etme konusunda yazılı yönerge verilir.

10-Personel, bu yönergeleri uygulayabilmek

18 Kasım 2011 Cuma

EMZİRMENİN 4 ALTIN KURALI

1-BEBEĞE MEMEYİ DOĞRU VERMEK:.Meme ucu sadec memeyi tutmaya yarayan bir kısmıdır.Süt kanalları meme başının etrafındaki koyu renkli yuvarlak kısmındadır.Bebek meme başıyla başıyla birlikte bu koyu renkli kısmın büyük bçlümünü ağzına almalıdır.
2-BOL SIVI ALMAK: Anne sütününü yaklaşık % 872si sudan ibarettir.Süt yapımı, idrar yapıumı annenin vücut sıvısıyla yakından ilişkilidir.
3-SIK EMZİRMEK: Her emzirmede süt yapımı hormonu prolaktin salınacağından , ne kadar sık emzirirlirse hormon düzeyi de o kadar fazla olacaktır.
4-BEBEĞİN OLABİLDİĞİNCE ANNESİNİN YANINDA KALMASI ( ROOMİNG İN): Anne bebeğini gördükçe ''artık emzirmem gereken bir bebeğim var'' diyecek, bu da  süt yapımını arttıracaktır.

16 Kasım 2011 Çarşamba

EYVAH, ÇOCUĞUM HALEN KONUŞMUYOR:((

Çocuğa bu dönemde mümkün olduğu kadar şefkat, ilgi anlayış göstermeye çalışmak gerekir.



Anne baba çok bunalmasına rağmen sıkıntısını başka bir şekilde boşaltmanın yollarını aramalıdır. Çocuk zaten ne olduğunu bile anlayamadığı bir bunalım yaşar konuşamadığı için, çocuğa kızarak masum yüreğini ve zihnini iyice karanlığa sürüklememelidir. Zaten çocuğa kızmak çocuğun konuşmasını daha da geciktirir. Halbuki çocuğun konuşması için mutlu olması gerekir.



Evet, aklınızda tutmanız gereken en önemli şey şu ki, çocuğun konuşması için mutlu olması gerekir.. Konuşmayı ve anlatmayı isteyeceği çok sevdiği şeyler yapıp, ardından da yaptığı şeyi kelimelerle ifade etmek İSTEMESİ gerekiyor. Bunu desteklemeye çalışın.



Aşağıya çocuğunuzun konuşmasını hızlandırmak için yapabileceğiniz aklımagelen alıştırmaları yazıyorum:



1- Etrafınızdaki nesnelerin isimlerini sürekli tekrar edin, bak kitap, bak ışık gibi. Ya da "bu ne" diye sorarak da tekrar edebilirsiniz" Bu ne, sandalye; bu ne, kaşık; aa bu ne, böcek. Gibi. Ses tonunuz canlı ve çocuğun merakını davet eder şekilde olmalı.



2- Nerede? -Burada soru cevap ikilisini çocuğa öğretebilirsiniz. Baba nerdeeeee, diye sorup babayı bulup baba buradaaa diye bağırabilirsiniz. Nerde diye sormayı ve sizin nerede sorularınıza burada diye cevap vermeyi bu şekilde öğrenir.



3- Çocuğun cümle kurması için fiiller üzerinde çokça durmaya çalışın. Açtı, kapattı, yattı, kalktı, yedi, bitti, gitti, geldi, düştü, döndü, oynadı, uyudu, uyandı gibi basit fiilleri sürekli tekrar edin.



4- Eğer fiilleri söylüyor ise, cümle kurması için basit cümleler kurun. Ben geldim, baba gitti, kuş uçtu, araba durdu, çocuk koştu, kaşık düştü vb. Çocuklar konuşmayı en başta di"li geçmiş zamanla öğreniyorlar. Sadece özne ve yüklemden oluşan bu cümleleri çocuğun ilgi alanı olan konularda ve çocuğun aklında kalacak coşkulu bir tonlama ve genelde aynı melodi ile söyleyin. Ve çok tekrar edin, birlikte gördüğünüz her olayı çocuğa rapor edin.



5- Çocuk özne ve yüklemden oluşan cümleleri öğrenip kolayca tekrar etmeye başlarsa konuşmaya başlamış demektir. Bu cümlelere nesneleri de istediğiniz gibi ekleyebilirsiniz:



Ben eve geldim, baba işe gitti, kaşık yere düştü, biz çarşıya gittik vb.



6- Yaşadığınız olayları da üzerinden zaman geçse de tekrar edin. Oğlum biz bugün nereye gittik diye sorun, çocuk cevap vermeyecekse bile cevap verebileceği kadar bir süre bekleyin. Sonra siz söyleyin; "çarşıya gittik". "Çarşıda ne yaptık?" (Aynı şekilde cevap bekleyin) Sonra cevaplayın, "Oğluma pantolon aldık." Başka ne yaptık" (Aynı şekilde cevap bekleyin) "Dondurma yedik" gibi.. Akşam eve gelen babaya misafire bir başkasına aynı şeyleri çocukla beraber tekrar edebilirsiniz: "Oğlum gel anlatalım babaya" "Biz bugün nereye gittik biliyor musun babası"" "Çarşıya""Çarşıda ne yaptık?""Başka ne yaptık"



7- Kendini ifade etmesi için yardımcı olmalısınız. Çocuğu herhangi bir şey için "gel, gel" diye yanınıza çağırdığınızda "hadi şimdi geldimmm de oğlum" diyebilirsiniz. "Buraya otur" dediğinizde çocuk oturunca; "oturdummm de hadi oturdummmm de oğlum" diyebilirsiniz. Çok tekrar gerekli.



8- Basit sorulara cevap vermesi için, - mi -mı ekli sorulara cevap vermeyi öğretebilirsiniz. Çocuğa sadece sorunuzun fiil kısmını tekrar ederek cevaplayabileceği sorular sorun.



"bak kuş, gördün mü" "gördüm de oğlum, gördümmm de" deyin. Çocuğun vereceği cevap: Gördüm

"bu oyuncağı sevdin mi" Çocuğun vereceği cevap: Sevdim

"buraya tekrar gelelim mi"

"bugün parka gidelim mi" gibi



9- Yaşına uygun resimli kitaplar alıp oradaki nesneleri elinizle göstererek tekrar edin, resimdeki basit olayları tekrar edin.



Çocuğun geç konuşmasının en önemli nedeni uyaran azlığıdır. Yani çocuğun konuşmayı öğrenebileceği kadar kendisiyle konuşulmaması diyebiliriz. Uyaran azlığının da pek çok sebebi olabilir. Kimi anne baba az konuşur. Benim eşim çok hızlı konuşur ne dediği anlaşılmaz, ben net konuşurum ama dilbilgisi olarak çok karışık konuşurum. Oğlumun geç konuşmasının bizim bu özelliklerimize bağlı olduğunu da düşünüyorum.



Sözün özü, çocukla net basit cümleler kurarak, çoşkuyla ve istekle sürekli konuşmak gerekir. Yukarıda aklıma gelen alıştırmaları da yazdım, zenginleştirmek mümkün. Kendi günlük gidişatınıza göre yaşayışınız ve olayları anlamlandırmanıza göre kendi alıştırmalarınızı keşf edin.



Ayrıca bu çocuk konuşamıyor, neden hala konuşmuyor gibi olumsuz değerlendirmeleri ne siz çocuğun yanında konuşun ne de başkasını konuşturun. Bunlar çocuğu kötü etkiler.

KAYNAK:http://www.annenotlari.com/oku/6869/rss    TEŞEKKÜRLER..

Altuğ halen tek tek kelime söylediği için yuklarıdaki yazı beni çok rahatlattı ve rehber olacak. O nedenle kendi bloğumda sizlerle de paylaşmak istedim...

15 Kasım 2011 Salı

ALTUĞ YARIN 22 AYLIK OLACAK!!!1

.22 aylık bebekler neler yapabilir? Altuğ neler yapıyor?


Merdiven çıkabilir.
Altuğ bu işi çok güzel yapıyor. Çıkma işini tek başına yardımsız yapsa da inerken yardıma ihtiyacı oluyor.

İlk kısa cümlelerini kurabilir.
Konuşma konusunda epey geriden geliyoruz. Söylediğimiz herşeyi anlasa da halen tek kelimeleri yavaş yavas söyleyebiliyor. Nu konuda endişeliyim..Fakat Altuğ söylenen herşeyi çok güzel anladığı ve derdini ifade ettiği için kafam da bu konuyu büyütmemeye çalışıyorum.

Ellerini yıkayıp kurulayabilir.
Ellerini yıkamayıçok seviyor. El yıkamaya başladığmız da epey bir uzuzn sürsede ellerini yıokadıktan sonra havlu ile kurulaması gerektiğini çok iyi biliyor.
Zıplayabilir ve tümsek yerlerden atlamak ister.
En büyük zevki zıplamak, hoplamak.. Evde koltuk tepelerinde ,yastıkların tepesinde dolaşmayı çok seviyor.Atlamaya da çok hevesli .. Geçenlerde yemek için gittiğimiz resturantta top havuzu içinde yaptıkları görülmeye değerdi:)))

Etrafını daha dikkatli izler.
Çevresiyle çok ilgili. Yapılan ne varsa , konuşulan ne varsa farkediyor. İlgisini çeken bir durumsa hemen maydanoz olur, kendileri..

Kendi kendine yemek yiyebilir.
Yemek yemesiyle daha doğrusu iştah durumuyla yaklaşık 3 aydır ciddi problemler yaşasak da kendi kendine yemek yemesini çok seviyor. pilavını kaşığına alıp, ağzına getirebiliyor. Çatalına domatesi batırıp, yiyor. Özellikle bardaktan su ya ada meyva suyunu çok rahatlıkla içebiliyor.Bu konuyla ilgili hiç sorun yaşamadık..


Büyük parçalı legolarla 7-8 parçalı kule yapabilir.

Legolarla oynamayı çok seviyor. Onlardan kule yapmayı becerebiliyor. Kuleyi uzattıkça da çok mutlu oluyor..
Kitaplardaki resimler daha çok ilgisini çeker.
Kitaplardaki resmleri çok severek bakıyor. Özellikle Koala serisi favorisi. Kitaptaki, resimlerdeki benzerlikleir bul mayı da çok seviyor.

Boya kalemleri ile resim yapabilir.
Evet.. Sadec resim defterine değil, yazı tahtası ve evin her yerini kalemleriyle çizmeyi seviyor. Şu aralar etrafı boyama işini çok abarttığı için bir süre kalemleri ortadan kaldırdım.2-33 gün sonra ortaya tekrar çıkardığımda umuyorum ki sadec defterini boyar.

Yüksek eşyalara tırmanmaktan hoşlanır.

İsteklerini daha rahat ifade edebilir.
Bizim küçük adam tam olarak konuşamadıysa da istediğini çok güzel ifade ediyor.
Yardımla dişlerini fırçalayabilir.
Diş fırçasını o kadar çok seviyor ki, misafirliğe gittiğimizde bile banyolarda gördüğü diş fırçalarına sulanıyor. Benim de biraz yardımım ile dişleri akşamları fırçalıyoruz.

Gösterilen resimdeki tanıdık nesnelerin ya da kişilerin adını söyler.
evet. Özellikle koala serisinin bu konuda bize çok yardımı oldu.

Tuvaleti geldiğinde haber verir.
Henüz bu konuyla ilgilenmiyoruz. Ama çiş ve kaka mevzunu artık biliyor.
Kendi kendine giyinmek ister.
Soyuınmaktan çok zevk alıyor da halen giyinme işini pek sevmiyoruz. Kendi kendineçorap ve ayakkabı giymeye çalışması gerçekten çok komik..

 Şarkılar söyler, dans eder.
Dans etmeye bebekliğinden beri çok meraklı. Müzik duyması hemen sallanmaya, ayaklarıyla değişik figürler yapmaya çalışıyor. Hiç olmadı kendi etrafında koşuyor.

Evdeki elektronik eşyaları kullanmak ister.
Evde hem ben hem de babası sürekli bilgisayar kullanıyor olması, akıllı telefon kullanmamız Altuğ'unun doğuştan bilgisayara , kablolara olan ilgisini arttıyor. Saatlerce kablolarla oynayabilir.
Evdeki elektrikli süpürge, ütü, şarjlı süpürge artık Altuğ'unun en sevdiği oyuncakları. Gerçek olmayan oyuncak olan hiçbir elektronik aleti sevmiyor. Tamamen gerçek olamlı:)))

Bebeklerimiz için gereken herşeyin içinde bulunduğu yeni bir alış-veriş sitesi:Annelutfen.com

http://www.annelutfen.com/ Bebeklerimiz ve çocuklarımız için gereken herşeyin içinde bulunduğu bir site. Gerçekten kullanışlı bir site..


Üstelik ilk 100 Tl'lik alışverişinizde 10 Tl hediye:)))  Ayrıca 100 TL ve üzerinde alış-veriş yaptığınızda kargo da ücretsiz..,
0-12 yaş arasındaki bebeklerin ve çocukların ihtiyaçlarını,annnelerin ve hamilelerin ihtiyaçlarını da kapsayan yeni bir alış-veriş sitesi http://www.annelutfen.com/
Ben çok beğendim, sipariş listemi de hazırladım. Sizin de ihtiyaçlarınız varsa bu siteye bakmanızı kesiinlikle tavsiye ederim..

''BEBEKLE DOĞMAK''

Yaşam Koçu SABA DENİZ’den Samimi, Hayat Dolu, Yol Gösterici Bir Kitap

BEBEKLE DOĞMAK



Bebeğim, Bu kitap sen olmasan yazılamazdı. Seni beklerken yaşadıklarımı, hissettiklerimi bu şekilde dile getirmek istedim. Tüm bunları bir gün ellerini tutarak sana anlatmayı hayal ettim.

Kim bilir, belki benim sana kavuşma maceram başka anne adaylarının da yolunu aydınlatır.
Seni kucağıma almak için yaptığım bu yolculuk benim için çok öğretici ve geliştirici oldu. Önce sen beni büyüttün, şimdi sıra bende.
Hoş geldin bebeğim, hoş geldin meleğim!


Çocuk sahibi olma sürecinin içtenlikle ve tüm detaylarıyla anlatıldığı bu kitap, sadece anne adaylarına değil, zorlu süreçleri kendini geliştirmek için fırsat bilen, kendini bulmak isteyen herkese yönelik.


Bebekle Doğmak, hamilelik üzerine doktor bilgileriyle kişisel deneyimleri bir araya getirerek bir ilke imza atıyor. Yazar Saba Deniz’in bir yaşam koçu olarak tespit ettiği önemli noktalarla zenginleşen bu kitap, okurlarına bir anlamda bir yeniden doğuş hikâyesi sunuyor.

4 Kasım 2011 Cuma

AĞLAYAN BEBEĞİ SAKİNLEŞTİRMENİN 20 YOLU



1-Sakin olun. Sizin sakin olmanız, bebeğiniz de etkileyecektir.

2-Bebeğinizin altını kontrol edin.

3-Bebeğinizn ateşi olup-olmadığını kontrol edin. Ensesine bakarak, anlayabilirsiniz.

4-Bebeğinizi emzirin.

5-Bebeğinizin gazı olup-olmadığını kontrol edin. her emzirmeden sonra mutlaka bebeğinizin gazını çıkartmasına yardımcı olun, masaj yapın.Onu rahatlattıktan sonra uykuya geçmesiniz sağlayın..

6-Bebeğinizle yatmak. Bazen küçük bebeğinizin sadece size ihtiyacı vardır. Beraber yatarak, onun tüm ihtiyacını karşılamış olursunuz.

7-Bebeğiniz kucağınıza alıp, onun dışarıya bakacak şeklinde pozisyonda tutmaya çalışın.

8-Bebeğinize yumuşak şarkı veya sesler çıkararak, onu rahatlatmaya çalışın.

9-Bebeğiniz kucağınıza alıp, onunla dans edin. Sizinle beraber olması, teninizin teması onu rahatlatabilir. Kendini sizin yanınızda güven de hissedecektir.

10-Bebeğinizi sallayın. Bunu kucağınıza alarak, sallaya bilirsiniz. Bu pozisyon beğinizin anne karnındaki pozisyonunu hatırlatacağı için , onu rahatlatacaktır.

11-Bebeğinizi soyup, onu vücudunu kontrol edebilirsiniz. Vücudunda kızarıklık var mı?, Bebek bezi acaba bebeğinizin bacağını sıkıştırmış mı?....

12-Sıcaklık ve su bebeğiniz yatıştırabilir. Bebeğiniz ılık su ile banyo yaptırabilirsiniz. İsterseniz suyuna lavanta yağı ekleyebilirsiniz. Lavantanın yatıştırıcı etkisinden yararlanabilirsiniz.

13-Bebeğinizin karnına ve sırtına dokunmak, bebeğiniz rahatlatacağı gibi anne-bebek arasındaki bağı da arttıracaktır.

14-Bebeğinize masaj yağı ile masaj yapmak.

15-Bebeğinize emziğini vere bilirisiniz. Bazen emme ihtiyacı olduğu zaman da bebeğiniz huzursuz olabilir.

16-Dış sesleri azaltın. Bazen bebeklerimiz dış etmenlerden de etkilene biliriler. O nedenle ışıkları kısın, televizyonun yada müziğin sesini kısın.. Bakacaksınız ki bebeğiniz rahatlamış.

17- Sıkı bir sıcak, yumuşak battaniye ile bebeğinizi kundaklamanız, onun sakinleşmesine yardımcı olabilir.

18-Arabada bir yolculuk bebeğinizin sakinleşmesine yardımcı olabilir. Titreşim ve yatıştırıcı bir ses bebeğinizin rahatlamasına yardımcı olabilir.

19-Bebeğinizle dışarıya çıkmak.. Bebek arabası ile dışarı da yürüyüş yapmak, hem sizin hem de bebeğinizin rahatlamasına yardımcı olabilir.

20-Ağlayan özellikle kolik bebeklere elektrik süpürgesi ve ya saç kurutma makinesinin sesini dinletmek, anne karnındaki dolaşımının sesine benzediğinden bebeğinizin rahatladığını göreceksiniz.

DOĞUM PLANINIZI OLUŞTURDUNUZ MU?




Doğumu önceden planlamak, doğumda daha etkin bir rol almanıza ve doğum sonrası bebeğinizle duygusal ilişki kurmanıza yardımcı olacaktır. Tüm tercih ve düşüncelerinizi dikkatle değerlendirip bunları doktorunuz ve eşinizle tartışarak bir güven ortamı kurabilir ve daha rahat ve mutlu bir doğum yapabilirsiniz.

Bunun nelere dikkat etmeli ve hazırlamalıyız:



• Doğum sırasında eşinizin yanınızda olmasını ister misiniz?

• Ağrısız doğum hakkında ne düşünüyorsunuz?

• Kordon kanı örneklenmesi yapılmasını ister misiniz?

• Doğum yapacağınız yeri mümkünse önceden görün.

• Doğum yapacağınız hastaneyi önceden belirleyin.

• Hastaneye en kolay ve en kısa zamanda nasıl ulaşabilirsiniz? Hastaneye giden yolların belirlenmesi ve yollardan birinin tıkalı olması durumunda kullanılabilecek alternatif yolların bulunması.

•Hastane girişleri ve park yerlerinin öğrenilmesi

• Doğum yapacağınız hastane bebek dostu (emzirmeyi destekleyen) bir hastane mi diye araştırın.

• Sigortanızla anlaşmalı bir kurum mu? Önceden bilgi alın.

• Eğer eşler doğuma katılacaksa, birlikte doğum filmleri izleyin.

• Doğum çantanıza neler koymanız gerekiyor? Doğum çantanızın içindekilerin yedeklerinin evde nerede olduğunu mutlaka eşinize gösterin. Acil yedeklere ihtiyaç duyduğunuzda eşiniz de strese girmeden, yedekleri size ulaştıracaktır.

• Kültürel ve dini açıdan belirtmek istedikleriniz var mı?

• Eşiniz bebeğinizin göbek bağını kesmek istiyor mu?

• Bebeğiniz için çocuk doktoru araştırın.

• Doğuma sizi götürecek arabayı ayarlayın ve bakım kontrollerini yaptırın.

• Hangi durumda doktorunuzu aramanız gerektiğini öğrenin.

• Aranacak kişilerin telefon numaralarının bir kağıda yazılması. Telaş halinde kimleri arayacağınızı ve telefon numaralarını unutabilirsiniz.

• Cep telefonunuzun şarj aleti (ancak hastane içinde cep telefonunuzu kullanıp kullanamayacağınızı önceden öğrenin, büyük olasılıkla cep telefonunuzu kullanmanıza izin verilmeyecektir!)

• Bebeğinizi eve nasıl götüreceksiniz? Buna karar verip, araba da ona göre düzen hazırlamalısınız.

•Doğumunuz esnasında diğer çocuğunuza kim bakacak, buna karar vermeli , ayarlamalar yapmalısınız.

•Doğuma girmeden önce doktorunuz ve diğer sağlık personeliyle tanışmak, eşinizle birlikte her türlü alternatifi konuşmak ,sizin doğuma girerken kendinizi daha rahat hissetmenizi sağlayacaktır.

3 Kasım 2011 Perşembe

www.anneysen.com da'' DOĞUM HİKAYELERİ '2

Anneliğin en unutulmaz anılarından biri olan doğum, tüm kadınların ilgisini çeken mucizevi bir olay olarak tanımlanıyor. Doğum sayesinde hem bir bebek, hem de bir yeni “anne” dünyaya geliyor. Hamilelerden tecrübeli annelere, doğumla ilgisi olan herkes çeşitli doğum deneyimlerine merak duyuyor. anneysen.com Doğum Hikayeleri bölümü, doğum anılarını paylaşmak isteyen annelere, yaşadıkları doğum tecrübesini yayımlama imkanı sunuyor.   “Sezaryen mi, normal mi?” “Epidural mi, genel anestezi mi?” gibi doğumla ilgili önemli sorular, annelerin paylaştığı deneyimlerle birinci ağızdan yanıtlar alıyor.  Birbirinden farklı, ilginç ve heyecan verici doğum anılarına ev sahipliği yapan


Doğum Hikayeleri bölümü; anneysen.com annelerinin coşkuyla katıldığı ve faydalandığı özel bir alan olmaya devam ediyor.  

Siz de doğum hikayenizi paylaşmak istermisiniz?

2 Kasım 2011 Çarşamba

BEBEK MASAJI VE ÖNEMİ

Bebek masajının önemi

 Bebek masajı, pratik yaparak ve teorik bilgilerle giderek gelişir ve bebeğinizi daha iyi anlayıp, tanımanıza yardımcı olur. Anne karnında uzun süre sıvı bir ortamda kalan bebeklerin, yaşamlarının ilk aylarında yaşadıkları yeni ortama alışmaları için kaslarının esnemesi ve hareketlerinin koordine olması gerekir. Bu gelişme döneminde masaj çok yararlı ve önemlidir. Çünkü masaj bebeğin;
• Kas koordinasyonunu geliştirir, esneklik sağlar,
• Fiziksel gelişimine yardımcı olur,
• Rahatlamasına ve uyumasına yardımcı olur,
• Hareketliliğini arttırır, bedensel etkinliklerine yardımcı olur,
• Kan dolaşımının, kalp atışlarının, solunumun ve sindiriminin düzenlenmesineyardımcı olur,
• Bağışıklık sistemini güçlendirir. Anne için ise bebeği okşamak, ona dokunmak, annelik hormonu diye bilinen, annenin sütünün artmasını ve rahatlamasını sağlayan ‘prolaktin hormonunun’ salgılanmasını artırır.

Masaj bebeğinizle aranızdaki duygusal bağı güçlendiren, onun tüm bedensel sistemleri üzerinde olumlu etkisi olan güçlü bir iletişim yoludur… Masaja hazırlık  Masaj boyunca bebeğinizin rahatını sağlamak için küçük bir ön hazırlık gereklidir. Yeni doğmuşbebeklerin herhangi bir şeye dikkatlerini yoğunlaştırabildikleri süre çok kısadır. Bu nedenle herhareketin bir iki kere tekrarlandığı 15 dakikalık bir masaj yeterlidir. 
Masajı her gün, bebeğin, tok,huzurlu ve masaja hazır olduğu bir saatte yapmaya çalışın. İstemediği zamanlarda ona zorla masaj yapmaya çalışmayın. Çünkü masaj yaparken amaç karşılıklı iletişim kurmak, rahatlamakve birlikte eğlenmektir. Bu nedenle dikkatinizi ellerinizde yoğunlaştırın ve gevşeyin. Masaj yaparak bebeğinize bilinçli olarak rahatlamayı öğretecek ve ona büyümedöneminde karşılaşacağı güçlükleri aşmada son derece yararlı olacak harika birhediye vermiş olacaksınız.
Dikkat etmeniz gereken noktalar:
*15 dakika süreyle rahatsız edilmeyeceğiniz bir ortamda ve rahat bir konumda olduğunuzdan emin olun.
*Rahat bir ortam yaratmak ve ikinizi de gevşetmek için hafif bir müzik çalın.
*Odanın ılık olmasına ve masaj süresince de böyle kalmasına özen gösterin.
* Bebeğinizi yatıracağınız yumuşak bir yüzey hazırlayın. Temiz bir altbezi ve yumuşak bir havlu masaj süresince gerekebileceğinden, masaj yaptığınız yerde bunları hazır bulundurmalısınız.
*Masajı banyo sonrası bebek çıplakken yapmak en doğrusudur, ancak, bunun yanı sıra size uygun olan başka bir zamanda da yapılabilir.
* Bebeğe masaj yapılırken çok fazla şeye gerek yoktur.

Johnson’s® baby Yağ gibi, yumuşak formüllü bir bebek yağı kullanılırsa, masaj sırasında sürtünme nedeniyle bebeğin narin cildi tahriş olmaz. Masajı uygulayan kişinin el hareketlerinin akıcı ve yumuşak olmasını sağlayan bebek yağı, masaj sırasında sürülmelidir.
* Eğer bebeğinizin cildi kuruysa Johnson’s® Baby Yağ masaj için en uygun üründür.
* Bunun yanı sıra Johnson’s® Baby Bedtime Losyon, ya da Johnson’s® Baby Ekstra Nemlendirici Krem gibi ürünler de cildi yumuşatmak için bebek yağı yerine kullanılabilir. Tahriş olmuş cilde kesinlikle yağ ya da losyon sürmeyin. Eğer kızarıklıklar belirirse, bu ürünleri kullanmayı kesin.
*Ellerinizin bebeğin cildi üzerinde kaymasını sağlayacak kadar yağ kullanın. Önce hafif dokunuşlarla başlayın ve daha sonra bebeğiniz masaja alıştıkça hafifçe bastırarak masaja devam edin.
*Bebeğinizin daha da rahatlamasını sağlamak için, onun dikkatini bedeninin birnoktasına toplamasını sağlayın ve ona nasıl rahatlayacağını öğretin. Örneğin bir kolunu tutun. Kolu hafifçe sallarken ona “rahatla” deyin ve gülümseyin.Bu hareketi vücudunun diğer kısımlarıyla da tekrarlayabilirsiniz. Bu, bebeğin dikkatini kendi vücudu üzerinde yoğunlaştırmasını sağlar. Bu ruh halindeyken de dokunuşlarınızdaki olumlu mesajları daha kolay anlar.

Unutmayın!

• Bebeğiniz zaman zaman yorgun olabilir ve masaj gibi bir uyarılma ona fazlagelebilir. Böyle durumlarda biraz dinlenmesini sağlayın ve onu biraz uyuttuktan sonramasaj yapın.
• Bebeğiniz 4 -7 aylık dönemde emeklemeye başladığında daha hareketlidir ve budönemde masaja daha az gereksinim duyar.
• Meme emme ve diş çıkarma dönemlerinde bebeğinizin yüzüne masaj yaparak buradakigerilimi azaltmalısınız.
• Siz bebeğinizin aynasısınız. Sizden gördüğü herşeyi size yansıtır, bu nedenle masajabaşlamadan önce rahatlamış olmalısınız.
• Masaj asla mekanik bir rutin olmamalıdır. Bebeğiniz masaja olumlu karşılık vermiyorve huzursuzlanıyorsa masaj yapmamalısınız. Onu öpüp okşayarak, onunla konuşarakmasaja katılmasını ve bundan zevk almasını sağlayabilirsiniz. Masaj herşeyin ötesindesize ve bebeğinize huzur veren eğlenceli bir etkinlik olmalıdır.

 Bebeğinize ne zamandan itibaren masaj yapabilirsiniz?

6 haftalık olduktan itibaren masaj yapabilirsiniz.

 Örnek Ürünler

Johnson’s® baby yağ SerisiCildi nemlendirirken yağlılık hissi bırakmaz.Islak cilde uygulandığında kuru cilde uygulanan birçok losyon ve kreme göre cilde 10 kata kadar daha fazla nemi hapsettiği klinik testlerle kanıtlanmıştır.Yağlılık hissi olmadan mükemmel bebek cildi yumuşaklığına ulaşılır.Johnson’s® baby yağ serisini iç rahatlığı ve güvenle kullanabilirsiniz,çünkü:
• Klinik testlerle yumuşaklığı kanıtlanmıştır.
• Hipoalerjeniktir. (Alerji yapma riski en aza indirilmiştir) Ambalaj 300ml